ELIDEL PİYASADA

Dr.Erhan ATEŞ

MESULID 100 mg SASE PİYASADA

Dr.Erhan ATEŞ

TOPLU YAŞAM VE ÇOCUK SAĞLIĞI

Dr.Bilge KAYIRAN

Çinko Şurup Soylu İlaçtan Kurtuldu

Dr.Erhan ATEŞ

BOĞAZ KÜLTÜRÜ SONUÇLARI NASIL YORUMLANMALIDIR?

Dr.Erhan ATEŞ

Broncho -Vaxom Kinder Kapsülü Nasıl Kullanacaktık?

Dr.Erhan ATEŞ

Allerjik Çocuklar için Alınması Gereken Önlemler?

Dr.Erhan ATEŞ

Humana mamalarının ürettiği soya bazlı bir......

Dr.Erhan ATEŞ

Doktorlarımız
Ulaşım

Ana Sayfa


 

BOĞAZ KÜLTÜRÜ SONUÇLARI NASIL YORUMLANMALIDIR?

Bilindiği gibi Boğaz Kültürü özel olarak hazırlanmış pamuklu bir çubuğun bademciklerin üzerinde ve yutak bölgesinde ulaşılabilen bölgelerden alınan boğaz sürüntüsünün özel besi yerlerine ekilmesi sureti ile yapılmaktadır.İnsanların tümüyle mikropsuz bir ortamda yaşadığı düşünülemez. Gözümüz ile göremediğimiz için farketmeyiz ama, tuttuğumuz her eşya, yediğimiz her gıda, soluduğumuz hava hemen daima sayısız mikroplarla doludur. Normal şartlarda vücudumuzun her yerinde de, özellikle dış ortamla doğrudan temas eden bölgelerinde pek çok sayıda mikrobun bulunması yadırganmamalıdır. Bunların birçoğu, çok kez hiçbir hastalığa sebep olmadan bir süre varlıklarını sürdürdükten sonra kendiliklerinden bulundukları yerden ayrılır, başka şahıslara giderler. Bu halleriyle bir ağaçtan kalkıp bir ağaca konan kuşlara benzerler. Bir hastalığa neden olmadan, vücudun çeşitli bölgelerinde misafir olarak bulunan bu tür mikroplara “Saprofit” yani “Masum” mikrop denir.

İnsan boğazında, herhangi bir hastalığa sebep olmadan bulunan mikropların oluşturduğu mikrop topluluğuna “Boğazın Normal Florası” denir. Her insanın boğazında, her zaman böyle bir flora vardır. Boğazın hiçbir zaman “Steril” yani tam olarak mikropsuz bulunması düşünülemez. Çeşitli tür streptokoklar, stafilokoklar, pnömokoklar, gram müsbet, gram menfi basiller ve bazı difteroid bakterilerden oluşan böyle normal bir boğaz florasının, yapılan kültürlerde saptanmış olması, özel durumlar dışında, fazla bir anlam taşımaz.

Ancak, beta hemolitik streptokok , patojen stafilokok, difteri basili ve buna benzer birkaç etkin bakterinin belirlendiği durumlar üzerinde dikkatle durmayı gerektirir.

Aslında, boğaz kültürlerinin yapılmasının da amacı, boğazın normal florasının değil, bu tür etkin mikropların boğazda bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Boğazda patojen mikroplar bulunmasına rağmen bazen pamuklu çubuk her yere ulaşamayacağından yanlışlıkla sonuç normal çıkabilir. Doktorun boğaz kültürü sonucunu hastanın muayene bulgularıyla birlikte değerlendirmesi şarttır.

Boğaz dışa açık bir yapı olduğundan oradaki mikropların hiç değişmeden sürekli olarak aynı şekilde kalmaları elbette beklenemez . Boğaz bir misafirhane olarak düşünülmelidir. Oraya bir çok mikrop zamanlı zamansız uğrar ve gider. Bu yüzden her hangi bir zamanda yapılan boğaz kültürü sadece o sırada boğazda bulunan mikrop topluluğu hakkında bir fikir verebilir.

Bu nedenle aylar önce yapılıp normal sonuç veren bir boğaz kültürü mevcut durumu anlayabilmek için bize yardımcı olamaz.

BETA HEMOLİTİK STREPTOKOKLAR:

Kısaltılmış ve güncelleşmiş şekliyle Beta artık bir mikrop ismi olmaktan çıkmış, başlı başına ciddi bir hastalığı ifade eder hale gelmiştir. Çocuk yaşlarında boğaz enfeksiyonlarına sebep olan etkenler arasında gerçekten önemli bir yeri vardır. Boğazda üreyip çoğalarak bütün boğazı ve bademcikleri kapsayan yaygın bir iltihaplanmaya neden olabildiği gibi bazen de böyle bir iltihaplanma boğazın doğal uzantısı olan sinüsler, orta kulaklar ve hatta aşağı solunum yollarına kadar da uzanabilir.

Beta H.Streptokoklar sadece bulundukları yerlerde bölgesel iltihaplanmalar yapmakla da kalmaz, ürünleri aracılığı ile, kızıl, akut ateşli romatizma ve akut böbrek hastalığı gibi çocukluk yaşının önemli hastalıklarına da sebep olabilirler. Özellikle akut ateşli romatizma sırasında kalp dokusunda çeşitli derecelere varan iltihaplanma ve hasarlanmalara ve bunlara bağlı olarak bazen hayat boyu sürüp giden ölümcül kalp hastalıklarına sebep olmaları o mikropların önemini haklı olarak daha da artırmaktadır.

Bu mikroplar insan boğazında genel olarak iki ayrı konumda bulunur. Bunlardan biri, mikrobun boğazda sadece “Taşıyıcılık” niteliğinde bulunuşudur. Bu durumda, mikrop boğaza gelmiş oturmuştur. Ancak, orada aktif bir davranış içinde değildir. Yani, bölünüp çoğalmaya başlamamış, bulunduğu dokuda iltihabi bir tepkiye neden olmamıştır. Bir süre sonra mikrobun bulunduğu yerden kalkıp başka birisinin boğazına giderek bir süre de orada konaklaması mümkündür. Bu yeni konaklama bölgesinde de önceki gibi etkisiz ve masum bir şekilde kalması mümkün olabileceği gibi, etkin bir nitelik kazanarak bir hastalığa neden olması da sözkonusu olabilecektir.

Mikrop, boğazdan dışarı atılan tükrük damlacıkları aracılığıyla yayıldığı için, özellikle soğuk mevsimlerde temizlik koşulları iyi olmayan kalabalık topluluklarda hızla yayılma eğilimindedirler. Mikrobun boğazda bulunuşunun ikinci şekli ise “hastalık etkeni” olarak bulunmasıdır. Bu durumda kişinin boğazında belirgin iltihaplanma ve ateş, öksürük gibi şikayetler oluşur. Doku düzeyinde bölgesel olarak mikrop ile kişinin bağışıklık sistemi arasında bir çatışma sürüp giderken bir yandan da mikrobun üreterek kana verdiği ürünlere karşı, vücutta bunları ortadan kaldırmak amacıyla, karşı ürünler (antikorlar) üretmeye başlamıştır. Hatta çok kere bölgesel hastalık ortadan kalktıktan sonra bile, mikrobun ürünleri kandaki varlıklarını sürdürecek ve bir takım geç hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabilecektir.

Dr. Erhan Ateş

 

Bağdat Caddesi. 296/3 Caddebostan - İstanbul
Tel: (0216) 411 91 16 - 17 Telefax: (0216) 360 62 72